İnsan ömrü boyunca birçok meslek yapabilir. Ancak bazı meslekler vardır ki sadece ekmek kazanmak değildir; aynı zamanda insan biriktirmektir. Fotoğrafçılık da benim için hep böyle bir meslek oldu.
Yıllar boyunca Foto Nizam’da binlerce insanla tanıştım. Kimisi düğün fotoğrafı çektirmeye geldi, kimisi askere gitmeden önce ailesine güzel bir hatıra bırakmak istedi. Kimi ilk evladını objektifimin karşısına çıkardı, kimi de yıllar sonra torunuyla aynı karede yer aldı.
Her fotoğrafın arkasında ayrı bir hikâye, her tebessümün içinde ayrı bir hayat vardı. Ben yalnızca deklanşöre basmadım; insanların en kıymetli anlarına sessizce şahitlik ettim.
Eski Siirt’in Samimiyeti
Eski Siirt’in bambaşka bir sıcaklığı vardı. İnsanlar birbirini tanır, komşular birbirlerinin derdiyle dertlenirdi. Kapılar kadar gönüller de açıktı.
Dükkânıma gelen müşteriler sadece fotoğraf çektirmezdi. Bir bardak çay eşliğinde uzun sohbetler edilir, memleket meseleleri konuşulur, bazen eski dostlar tesadüfen karşılaşırdı. Öyle olurdu ki beş dakikada çekilecek bir vesikalık fotoğraf, yarım saatlik muhabbete dönüşürdü.
O günlerin en büyük zenginliği, insanların birbirine duyduğu güven ve muhabbetti.
Objektifime Yansıyan Hayatlar
Fotoğraf makinesinin vizöründen sadece yüzleri değil, hayatları da gördüm.
Askere gidecek bir gencin heyecanını…
Okula başlayacak bir çocuğun mahcup bakışlarını…
Yeni evlenen iki insanın umut dolu tebessümünü…
Yıllar sonra çocukları ve torunlarıyla gelen anne babaların tarifsiz gururunu…
Kimi zaman da nüfus cüzdanı için çekilen küçücük bir vesikalığın, yıllar sonra geriye kalan tek hatıra olduğunu gördüm.
İşte o zaman fotoğrafın yalnızca bir görüntü değil, gelecek nesillere bırakılan sessiz bir emanet olduğunu daha iyi anladım.
Değişen Zaman
Bugün teknoloji çok ilerledi. Herkesin cebinde yüksek çözünürlüklü kameralar var. Bir günde yüzlerce, hatta binlerce fotoğraf çekiliyor.
Ama kendi kendime düşünüyorum…
Eskiden insanlar fotoğraf çektirecekleri gün en güzel elbiselerini giyer, aynanın karşısında özenle hazırlanır, o anın değerini bilirdi.
Bugün ise binlerce fotoğraf çekiliyor; fakat çoğu bir daha dönüp bakılmadan telefonların hafızasında kaybolup gidiyor.
Demek ki önemli olan fotoğrafın sayısı değil; taşıdığı duygu, yaşattığı hatıra ve bıraktığı izdir.
En Büyük Servet Güzel Hatıralardır
Bugün geriye dönüp baktığımda kazandığım paraları değil, tanıdığım güzel insanları hatırlıyorum.
Yıllar önce objektifimin karşısına geçen nice dost bugün aramızda değil. Fakat onların tebessümleri eski albümlerde yaşamaya devam ediyor.
Belki de fotoğrafçının en büyük mutluluğu budur; insanların en kıymetli hatıralarına emanetçilik yapmak ve onları gelecek nesillere ulaştırabilmektir.
Gençlere Bir Tavsiye
Sevgili genç kardeşlerim…
Anne ve babanızla, dedelerinizle, ninelerinizle bol bol vakit geçirin. Birlikte fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin.
Çünkü zaman su gibi akıp gidiyor.
Bugün sıradan gibi görünen bir kare, yıllar sonra gözlerinizi yaşartacak en kıymetli hatıranız olabilir.
Unutmayın; hayatta birçok şeyin telafisi vardır. Ama birlikte geçirilmeyen zamanın ve çekilmeyen bir fotoğrafın telafisi yoktur.
Rabbim ömrümüzü hayırlı, hatıralarımızı bereketli eylesin. Sevdiklerimizin kıymetini bilmeyi, geride hoş bir seda ve güzel hatıralar bırakmayı hepimize nasip etsin.
Haftaya yeniden buluşmak ümidiyle… Duayla kalınız.