Her yeni güne sayısız nimetle uyanıyoruz. Nefes alıyor, görüyor, yürüyor, sevdiklerimizle bir arada olabiliyoruz. Fakat çoğu zaman bunları fark etmek yerine eksik olanı konuşuyor, sahip olduklarımızı değil sahip olamadıklarımızı düşünüyoruz. Yaz gelince sıcaktan, kış gelince soğuktan; işimiz olduğunda yorgunluktan, olmadığında imkânsızlıktan yakınabiliyoruz. Böylece şikâyet, farkında olmadan dilimizin alışkanlığı hâline geliyor. Oysa mümine yakışan; her hâlde Rabbine güvenmek, nimeti görmek ve şükürle yaşamaktır.
Şikâyet, kalbin şükrü unuttuğu anda başlayan bir iç körlüktür; şükür ise aynı hayatın içinde her şeyi yerli yerine koyan bir basirettir. Asıl mesele şartların değişmesi değil, bakışın değişmesidir. Çünkü aynı hayat, birine dert kapısı olurken diğerine nimet kapısı olabilmektedir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Eğer şükrederseniz, elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, bilin ki azabım çok şiddetlidir.”
(İbrahim, 14/7)
Şikâyet Eden Değil, Şükreden Mümin
İnsan, sahip olduklarından çok sahip olamadıklarına odaklanmaya meyillidir. Bu yüzden çoğu zaman nimetleri görmek yerine eksiklikleri konuşur. Dilimizde şikâyet çoğaldıkça, gönlümüzde huzur azalır. Oysa müminin dili şikâyet değil, şükür dili olmalıdır.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Müminin işi ne hoştur! Çünkü onun her işi hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır. Sevinecek bir nimetle karşılaşırsa şükreder, bu onun için hayır olur. Bir sıkıntıya uğrarsa sabreder, bu da onun için hayır olur.”
(Müslim, Zühd, 64)
Günlük Hayatta Şikâyetin İzleri
Bugün şikâyet, farkında olmadan dilimize yerleşmiş bir alışkanlığa dönüşmüştür. Bazen küçük bir zorluk, büyük bir nankörlüğe kapı aralayabilmektedir. Oysa mesele olayların büyüklüğü değil, kalbin onlara verdiği tepkidir.
İşimiz olduğunda yorgunluktan, olmadığında imkânsızlıktan yakınırız. Evimiz dar geldiğinde huzursuz oluruz; oysa nice insan bir çatıya hasrettir. Sağlık elimizdeyken fark etmeyiz, kaybolmaya yüz tuttuğunda ise kıymetini anlarız.
Yaz gelir sıcaktan şikâyet ederiz, kış gelir soğuktan… Yağmur yağsa söyleniriz, yağmasa kuraklıktan yakınırız. İşimiz olsa yorgunluktan, işimiz olmasa geçim sıkıntısından dert yanarız. Oysa mevsimleri de, rızkı da, nimetleri de yaratan Allah’tır. Mümine düşen; her hâlükârda Rabbine güvenmek, O’nun takdirine razı olmak ve her nimete şükürle karşılık vermektir.
Şikâyet, çoğu zaman nimeti gölgeleyen bir perdedir. Şükür ise o perdeyi kaldıran bir anahtardır. Unutmayalım ki; şükür nimeti artırır, şikâyet ise huzuru azaltır.
Gerçek Zenginlik
Rivayet edilir ki bir gün bir adam, sürekli fakirliğinden ve sıkıntılarından şikâyet ederek hikmet sahibi bir zatın yanına gelir.
O zat adama:
“Bir gözünü bana verir misin? Karşılığında sana bir sandık dolusu altın vereyim.”
Adam şaşkınlıkla:
“Asla!” der.
“Peki bir elini veya bir ayağını verir misin?”
Adam yine aynı kararlılıkla:
“Hayır, onları hiçbir şeye değişmem.”
Bunun üzerine hikmet sahibi zat tebessüm ederek şöyle der:
“Demek ki sen, farkında olmadan altınlarla ölçülemeyecek kadar büyük nimetlere sahipsin. O hâlde neden kendini fakir sayıyor ve şikâyet ediyorsun?”
İnsan, çoğu zaman elindekilerin kıymetini ancak onları kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca anlar.
Şükür Huzurun Anahtarıdır
Bugün dünyanın farklı yerlerinde insanlar en temel ihtiyaçlara muhtaç bir hayat sürerken, bizler çoğu zaman küçük sebeplerle huzurumuzu kaybedebiliyoruz. Bu da bize şikâyetin değil, şükrün ne kadar gerekli olduğunu hatırlatıyor.
Mümin, nimetleri saymayı bilen insandır. Çünkü bilir ki her nefes, her sabah, her lokma ve sevdikleriyle geçirdiği her an Allah’ın kendisine verdiği eşsiz bir nimettir.
Geliniz, şikâyeti azaltıp şükrü çoğaltalım. Çünkü şükreden insan sadece nimeti değil, huzuru da artırır.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Allah’ın size verdiği nimetleri saymaya kalksanız onları sayamazsınız.”
(Nahl, 16/18)
Dua
Allah’ım!
Bize verdiğin sayısız nimetleri görebilen, onların kıymetini bilen kullarından eyle.
Dilimizi gereksiz şikâyetten, kalbimizi nankörlükten muhafaza eyle.
Bize her hâlimizde sabretmeyi, nimetlerine şükretmeyi ve rızana uygun yaşamayı nasip eyle.
Mazlumlara yardım eyle, hastalara şifa, dertlilere ferahlık, borçlulara kolaylık ihsan eyle.
Kalplerimizi kanaatle, gönüllerimizi huzurla doldur. Âmin.
Rabbimize emanet olun. Haftaya yeniden buluşmak duasıyla…