YAŞAM

SOKAK DÜĞÜNLERİNDEN DÜĞÜN SALONLARINA

FOTO NİZAM’IN KALEMİNDEN

SOKAK DÜĞÜNLERİNDEN DÜĞÜN SALONLARINA
02-09-2026 12:42
02-09-2026 12:47
SİİRT

Eski Siirt’te Nişan ve Düğün Gelenekleri

Değerli okuyucularımız;

Bu hafta sizleri eski Siirt’in nişan ve düğün geleneklerine götürmek istiyorum. O günlerde düğünler yalnızca iki gencin değil; ailelerin, akrabaların ve komşuların ortak sevinciydi.

Bir zamanlar düğün denilince evlerin önüne serilen kilimler, baklava tepsileri, çeyiz sandıkları, davul-zurna sesleri ve günlerce süren eğlenceler akla gelirdi. Bugün düğünler salonlarda yapılsa da yuva kurmanın mutluluğu değişmedi.

SİİRT’TE EVLİLİĞE GİDEN YOL

NİŞAN GELENEĞİ

Eski Siirt’te evlilikte ailelerin önemli bir rolü vardı. Erkek askerden döndükten sonra ailesi oğulları için kız bakar, uygun görülen aile araştırıldıktan sonra kız istemeye gidilirdi.

Kız tarafı razıysa şeker ve kahve ikram edilir, büyüklerin sözü alınırdı. Nişanlar çoğunlukla Perşembe gecesi yapılırdı.

Erkek tarafı imam ve hediyelerle kız evine gider, nişan duasının ardından yüzükler takılırdı. “Allah tamamına erdirsin” dilekleriyle Fatiha okunduktan sonra, baklava ikram edilirdi. Böylece iki aile arasında güzel bir yakınlık kurulurdu.

DÜĞÜN HAZIRLIKLARI VE ÇEYİZ

Düğünden önce resmi ve imam nikâhı kıyılır, çeyizler tamamlanınca düğün tarihi belirlenirdi. Çeyizler sandıklarla taşınır, işlemeli örtüler, havlular, yatak takımları ve el emeği danteller sergilenirdi.

SOKAKLARDA DÜĞÜN SEVİNCİ

Eski Siirt’te düğün salonları yoktu. Evlerin önleri ve sokaklar düğün alanına dönüşürdü.

Komşular ve akrabalar el birliğiyle çalışır; yemek yapılır, kahveler dağıtılır, misafirler karşılanırdı. Akşamları davul-zurna sesleri taş sokaklarda yankılanır, halaylar çekilirdi. Bir evin düğünü, bütün mahallenin düğünü sayılırdı.

KINA GECESİ

Kına gecesinde geline kına yakılır, avucuna altın konulur ve türküler söylenirdi. Bu gecede sevinçle birlikte baba evinden ayrılmanın hüznü de yaşanırdı. Ardından damada da kına yakılırdı.

DÜĞÜN GÜNÜNDE GELENEKLER

Kına gecesinin sabahında damat arkadaşlarıyla hamama götürülür, ardından tıraşı yapılırdı. Gelin ise hazırlanarak baba evinde yakınlarını kabul ederdi.

Akşam gelin baba evinden alınırken cümle kapısında bozuk para ve arpa bulunan bir testi kırılır, gelinin başından para ve şeker saçılırdı. Bu gelenek bereket ve mutluluk dileğini simgelerdi.

DÜĞÜN SONRASI

Ertesi gün ziyafet verilir, gelinin akrabaları baklava ve hediyelerle ziyarete gelirdi. Birkaç gün sonra gelin ve damat, ailenin büyüklerinin ellerini öper, büyükler de gelinlerine hediyelerini verirdi.

SOKAKLARDAN DÜĞÜN SALONLARINA…

Zamanla şehir hayatı değişti ve sokak düğünlerinin yerini modern düğün salonları aldı.

Bugün düğünler daha kısa sürede ve farklı imkânlarla yapılıyor. Ancak eski düğünlerin davul sesleri, baklava tepsileri, çeyiz sandıkları ve mahalle halkının ortak sevinci hâlâ hafızalarımızda.

Çünkü o günlerde bir evin mutluluğu bütün mahallenin mutluluğuydu. Dayanışma ve komşuluk en güzel şekilde yaşanırdı.

GEÇMİŞTEN GELECEĞE…

Eski Siirt’in nişan ve düğün gelenekleri; sevginin, saygının, dayanışmanın ve komşuluk kültürünün güzel örnekleriydi.

Bazı gelenekler bugün değişmiş veya unutulmaya yüz tutmuş olabilir. Ancak onları hatırlamak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir. Çünkü bir şehrin hafızası, yaşattığı geleneklerde ve anlattığı hatıralarda saklıdır.

ESKİ SİİRT’TE PAYLAŞMA VE DAYANIŞMA

Büyüklerimizden kalan en güzel miraslardan biri de paylaşma ve ihtiyaç sahibinin yanında olma kültürüdür. Eski Siirt’te düğünler vesilesiyle yaşanan yardımlaşma ve komşuluk, bu dayanışmanın güzel bir örneğiydi.

Sadaka; bir gönlü sevindirmek, ihtiyaç sahibinin yükünü hafifletmek ve Allah’ın rızasını gözeterek iyilik yapmaktır. Peygamber Efendimiz, “Sadaka malı eksiltmez.” buyurmuştur.

Düğünler biter, sofralar toplanır, türküler susar; fakat yapılan iyilik, verilen sadaka ve gönülde bırakılan güzel iz yaşamaya devam eder.

Geleneğimizi yaşatırken değerlerimizi de yaşatalım. Komşumuzu gözetelim, ihtiyaç sahibini unutmayalım, soframızı ve gönlümüzü paylaşalım. Çünkü bir şehrin gerçek mirası  mal değil, nesilden nesile aktarılan güzel ahlaktır.

Bir zamanlar bir evin düğünü bütün mahallenin düğünüydü. Dileriz ki bugün de bir insanın sevinci hepimizin sevinci, bir ihtiyaç sahibinin duası hepimizin duası olsun.

Bir sonraki yazımızda eski Siirt’in başka bir geleneğinde, başka bir hatırasında buluşmak dileğiyle…

Selam, sevgi ve muhabbetle…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER