Kentte "Siirt'in yaşayan hafızası" olarak tanınan ve şu an İstanbul'da yaşamını sürdüren Kuzu'nun fotoğraf merakı daha küçük yaşlarda başladı.
Askerlikten hemen sonra bir kısmı kendi çektiği, bir kısmı da başkalarının çektiği Siirt’in tarihi ve kültürel yerlerine ait fotoğrafları toplamaya başlayan Kuzu, zamanla bunları koleksiyon haline getirdi.
Merakı arttıkça koleksiyonundaki fotoğraf sayısını da artıran Kuzu, arşivini 11 yıldır sosyal medya hesaplarından paylaşarak daha geniş kitlelere ulaştırıyor.
Kuzu, gazetecilere yaptığı açıklamada, koleksiyonundaki her bir fotoğrafın şehrin geçmişi hakkında önemli bir hikaye taşıdığını söyledi.
Şehrin eski kültürünü yansıtan fotoğrafları genç nesillere aktarmak amaçladığını belirten Kuzu, şunları söyledi: "Küçük yaşlardan beri fotoğrafa merakım vardı. Yıllar geçtikçe Siirt'le ilgili görseller toplamaya başladım. Ailemle ve çevremle ilgili hangi fotoğraf elime geçtiyse parayla alıp evde sakladım. Sosyal medyanın gelişmesiyle, özellikle son 11 yıldır, 15 bini geçen ve 20 bine yaklaşan arşivimi paylaşıyorum. Diyeceksiniz bu işe nasıl başladınız? Baktım sosyal medyada Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır gibi illerin fotoğrafları paylaşılıyor. Siirt ile ilgili bu eksikliği gördüm. 'Siirt'in neden olmasın?' diyerek bu işe başladım."
Koleksiyonunda kentin tarihi ve kültürel görüntülerinin yanı sıra eski Siirt'in yaşam tarzına dair karelerin de yer aldığını belirten Kuzu, birçok fotoğrafı İstanbul'daki müzayedelerden ve koleksiyonculardan satın aldığını söyledi.
Koleksiyonundaki en eski fotoğrafın 1905 yılına ait olduğunu aktaran Kuzu, yaşadığı bazı anıları ise şöyle aktardı:
"Bir gün kentin ileri gelenlerini gösteren bir fotoğrafı sosyal medyada paylaştım. Akşam beni telefonla arayan biri, 'sabaha kadar hem ağladık hem sevindik' dedi. Nedenini sorduğumda, 'Rahmetli babamızın boyunu bilmiyorduk, hep vesikalık fotoğrafları vardı. Senin sayende paylaştığın bu fotoğrafla babamızın boyunu görmüş olduk' dedi. Bir gün de biri bana mesaj attı, 'Babamı özledik, Allah aşkına bir fotoğrafı yok mu?' diye. Adını ve soyadını verdi. 'Babanın fotoğrafı yok ama dedenin fotoğrafını göndereceğim' dedim. Bir müddet sonra telefonuna dedesinin fotoğrafını gönderdim. Çok duygulandı, şaşırdı ve 'Babam yokken dedemin fotoğrafını gönderdin, Allah senden razı olsun' dedi. Yani fotoğraflarla çok özel anılarım var. Bir fotoğraf bulduğumda önce o mekanı tespit ediyorum. Ardından, içindeki kişilerin yaşlarına göre çekildiği yılı tahmin ediyorum. Fotoğrafta kimler olduğunu öğrenmek için benden yaşça büyük olanlara danışıyorum. Bizim zamanımızda bir öğretmenim vardı. Şu anda 105 yaşlarında ve Ankara'da yaşıyor. Birkaç yıl önce sosyal medyada onun yaşlarında olan kızına ulaştım. 1960 yılına ait Siirt Yeni İlkokulu'na dair iki fotoğraf olduğunu söyledim ve gönderdim. İki gün sonra bana 1952 ile 1958 yıllarına ait tam 102 fotoğraf gönderdi. Arşivimde 1905 yılında çekilmiş bir fotoğraf var. Koleksiyonumdaki fotoğraf sayısı 20 bine yaklaştı. Biz her gün hazinemize yeni bir parça eklemeye çalışıyoruz. Yeter ki halkımız memnun olsun, insanlar sevsin. Bir de çocuklarımıza güzel bir miras bırakalım diye her gün koleksiyonun üzerine ayrı ayrı fotoğraflar koyuyoruz."
