Cami denilince aklımıza yalnızca kubbe, minare ve mihrap gelmemeli. Cami; insanı insana yaklaştıran, gönülleri buluşturan, dertleri paylaşmaya ve sevinçleri çoğaltmaya vesile olan bir hayat mektebidir.
Camiler ve Din Görevlileri Haftası başlıyor. Bu yıl hafta, “Cami ve Sosyal Hayat” temasıyla idrak edilecek. Hafta boyunca caminin toplum hayatındaki yeri, din görevlilerinin rehberlik misyonu ve kardeşlik bağlarının güçlendirilmesine yönelik çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
Cami denilince aklımıza yalnızca kubbe, minare ve mihrap gelmemeli. Cami; insanı insana yaklaştıran, gönülleri buluşturan, dertleri paylaşmaya ve sevinçleri çoğaltmaya vesile olan bir hayat mektebidir.
CAMİ, HAYATIN İÇİNDE OLMALI
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”
(Hucurât, 49/10)
Bu ayet, caminin sosyal hayatla bağını anlamamız açısından çok önemlidir. Çünkü camide aynı safta duran insanlar, namazdan sonra da birbirlerinin hâlinden haberdar olmalı; sevinçte ve kederde birbirlerinin yanında bulunmalıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur:
“Müminin mümine karşı durumu, birbirini destekleyen bir binanın tuğlaları gibidir.”
(Buhârî, Salât, 88; Müslim, Birr, 65)
İşte caminin topluma kazandırmak istediği ruh budur: Dayanışma, kardeşlik, merhamet ve paylaşma.
BİR SAFA SIĞAN GÖNÜLLER
Rivayet edilir ki Hz. Ömer (r.a.) döneminde Medine’de insanlar birbirlerinin hâlini yakından takip ederdi. Bir gün cemaatten birinin mescitte bulunmadığı fark edilir. Onun hasta olduğu öğrenilince ziyaretine gidilir, ihtiyacı sorulur ve yalnız bırakılmaz.
Bu anlayış, İslam’ın camiyi yalnızca namaz kılınan bir mekân olarak görmediğini gösteren güzel bir örnektir.
Çünkü mescitte kurulan kardeşlik, hayatın içinde devam etmelidir.
Bugün de camilerimiz çocuklarımızın güzel ahlakla buluştuğu, gençlerimizin kendisini güvende hissettiği, yaşlılarımızın yalnızlığını paylaştığı, ihtiyaç sahiplerinin unutulmadığı ve komşuluk bağlarının güçlendiği mekânlar olmalıdır.
Din görevlilerimiz namazla ile birlikte ; insanlara dokunan, dert dinleyen, gönül yapan, gençlere rehberlik eden ve toplumun manevi ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışan birer gönül rehberi olmaya çalışan vefalılardır.
CAMİDEN MAHALLEYE, MAHALLEDEN TOPLUMA
Bir caminin ışığı sadece minaresinden yükselmez. Asıl ışık, orada yetişen güzel ahlaklı insanlarla çevreye yayılır.
Bir yetimin başını okşayan el, bir yaşlının hâlini soran genç, komşusunun kapısını çalan aile, borçlusuna kolaylık sağlayan esnaf, darda kalanın yardımına koşan cemaat…
Bütün bunlar caminin sosyal hayata yansıyan güzellikleridir.
Camiler ve Din Görevlileri Haftası vesilesiyle hepimize düşen görev, camilerimizi hayatımızın merkezinde tutmak; ibadet ile ahlakı, kulluk ile kardeşliği, cami ile sosyal hayatı birbirinden ayırmamaktır.
Unutmayalım: Camiye gelen insan değişiyor, güzelleşiyor ve çevresine güzellik taşıyorsa caminin hayatımıza dokunan rahmeti daha da anlamlı hâle gelir.
DUAMIZ
Allah’ım!
Camilerimizi gönüllerimizin huzur bulduğu, kardeşliğimizin güçlendiği, çocuklarımızın ve gençlerimizin güzel ahlakla yetiştiği mekânlar eyle.
Camilerimizi cemaatsiz, gönüllerimizi merhametsiz bırakma.
Din görevlilerimize hikmet, sabır ve ihlas nasip eyle. Onları insanımıza hizmette, gönüllere dokunmada ve iyiliği yaymada muvaffak eyle.
Aramızdaki dargınlıkları gider, komşuluklarımızı, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi güçlendir.
Camilerimizin kubbelerinden yükselen ezanları kıyamete kadar semalarımızda daim eyle.
Bizleri camiyi seven, cemaati önemseyen, komşusunu gözeten, ihtiyaç sahibinin yanında olan kullarından eyle.
Allah’ım! Bizi caminin sadece kapısından giren değil, ruhunu hayatına taşıyan kullarından eyle.Âmin.
Haftaya başka bir konuda görüşmek dileğiyle duayla kalınız.